Diyanet İşleri Başkan Görmez, Kahramanmaraş’ta din görevlileriyle bir araya geldi…

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, çeşitli programları çerçevesinde gittiği Kahramanmaraş’ta, bölgede görev yapan din görevlileriyle bir araya geldi.

Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezinde Kahramanmaraş’ta görev yapan yaklaşık 2 bin din görevlisiyle bir araya gelen Diyanet İşleri Başkanı Görmez, bütün din görevlilerinin içinde bulunduğumuz ramazan ayı ve yaklaşan bayramlarını kutladı.

“Mihrabın abidi olmadan mihrabın imamı olunmaz…”

Yaptığımız işe başlarken öncelikle bir nefis muhasebesi yapılması gerektiğini hatırlatan Başkan Görmez, din görevlilerine hitaben yaptığı konuşmada, “İşe başlarken kendimizden, kalbimizden başlayalım. Muhasebemizi yapalım. Mihrabın abidi olmadan mihrabın imamı olunmaz. Minberin alimi olmadan minberin hatibi olunmaz. Kürsünün hakimi, arifi olmadan kürsünün vaizi olunmaz” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, din hizmetleri görevinin zorluğuna değinerek, “Kendimizi öncelikle ilmi yönden geliştirmeliyiz. Biz dünyanın en zor işini yapıyoruz. Çünkü her görevin rolü olur ama bizim görevin rolü olmaz. Ciddi bir muhasebeye ihtiyacımız var. Muhasebeye başlayacağımız yer kalbimiz. Kalbimizden başlamazsak, ihlas ve samimiyeti kaybedersek, aşkı ve heyecanı kaybedersek bizim bu millete vereceğimiz bir şey kalmaz. Her birimiz dünyanın en iyi hatibi de olsak ihlas ve samimiyeti terk edersek başarılı olamayız. ” dedi.

Dini hayatı yaşayan insanları bekleyen en büyük tehlikenin dini hayatın rutinleşmesi olduğuna değinen Başkan Görmez, şöyle konuştu;

“Dini hayatı yaşayan insanları bekleyen en büyük tehlike, dini hayatın rutinleşmesidir…”

Dini hayatı yaşayan insanları bekleyen en büyük tehlike, dini hayatın rutinleşmesidir. Rutinleşmek dindar bir insan için en büyük tehlikedir. Diyanet teşkilatı olarak, din gönüllüleri olarak, İmam, Müftü, Vaiz, Kur’an kursu öğreticisi için en büyük tehlike de yaptığı işin sıradanlaşmasıdır. Mihrabı sıradan bir mekana dönüştürürsek, minberi sıradan bir mekana dönüştürürsek dünyayı da ahreti de kaybederiz. Bu ihlas ve samimiyetle yola devam edeceğiz. İlim, marifet ve hikmet bakımından bu işe hazır mıyım? İlmim yeterli mi? Kuran’a hakim miyim? Usûl biliyor muyum? Muhteşem bir ilim mirasımız var. Ne kadarını mihraba ve minbere taşıyabiliyorum? Sorularını kendimize sürekli sormamız gerekiyor. İlmimizi irfanımızı sürekli artırmalıyız. Milletin çocuklarına, annelere, babalara, Kur'an-ı Hakim'i öğretiyoruz. O Kur'an-ı öğretirken acaba bununla birlikte Kur'an ahlakını ne kadar verebiliyoruz? Kur'an-ın hükmüyle birlikte hikmetini ne kadar öğretebiliyoruz? Eve mahkum olmuş hastalar, mahallemizdeki çocuklar, gençler her biri sizin cemaatiniz olmalı. Hepsiyle ilgili programlar yapmalısınız. Aksi halde mahallenin, köyün imamı olamazsınız.

“90 bin mihrapta, 90 bin minberde ilmin nuru yanarsa cehalet kalır mı?”

Cehalete karşı ilmin nurunu çoğaltmak gerektiğini ifade eden Başkan Görmez, Türkiye’de 90 bin mihrap var. 90 bin mihrapta, 90 bin minberde ilmin nuru yanarsa cehalet kalır mı? İlmimizi, irfanımızı artırmalıyız ve bu ilmi dünyalara taşımalıyız. Mihrabın ruhunu alın sokağa çıkın. Evlere gidin, esnafa gidin. Gelmeyene gidin, evlerinde hasta olana gidin. Bu aşkla hareket etmek durumundayız.

Fotoğraflar