Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Büyükelçiler iftarına katıldı…

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Dışişleri Bakanlığının İslam ülkeleri büyükelçilerine yönelik düzenlediği iftar programına katıldı.

Ankara Palas’ta düzenlenen, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerin büyükelçileri, misyon şefleri ve İİT üye ülkelerin ve bağlı kuruluşların temsilcilerinin de bulunduğu iftar programında konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, son birkaç yıldır İslam coğrafyasının Ramazan ayını acılı ve hüzünlü bir şekilde idrak ettiğini belirterek, "Uzunca bir süredir İslam dünyasında yaşanmakta olan toplumsal krizler, siyasi ve askeri gerilimler, mezhep ve meşrebe dayandırılmak istenen çatışmalar, bölgemizin ve İslam dünyasının güvenliğini telafisi mümkün olmayacak boyutlarda zedelemiştir. Barışın ve huzurun olmadığı bir İslam, emanın olmadığı bir İman yoktur. İslam'ın bu dünyada sağlamak istediği barış, sükun ve emandır" dedi.

Sözlerine dün gece Londra’da bir camide teravih namazı çıkışı Müslümanlara yönelik düzenlenen saldırıyı kınayarak başlayan Başkan Görmez, “Dün Londra’da Teravih namazından çıkan cemaatin üzerine minibüs sürülen saldırıyı kınıyor, hayatını kaybedenlere başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum” dedi.

İslam dünyasının içinde bulunduğu kritik dönemeçte, yalnızca İslam aleminin değil, İslam’ın kendisinin de bir güvenlik sorunu ile karşı karşıya olduğunu kaydeden Başkan Görmez, şöyle konuştu;

“İçinde bulunduğumuz kritik dönemeçte, yalnızca İslam alemi değil, İslam’ın kendisi de bir güvenlik sorunu ile karşı karşıyadır…”

İslam’ın özü ve teolojik yapısı, insanlığı kucaklayan adalet ve merhamet ilkeleri ciddi bir güvenlik sorunu ile karşı karşıyadır. İslam’daki insan anlayışı, varlık ve âlem tasavvuru, erdem ve ahlâk ilkeleri, nevzuhur dini yaklaşımların, mezhepçi ve meşrepçi zihniyetlerin kurbanı olmaya başlamıştır.

“İslam dünyasının içinde bulunduğu durum bir ‘Medeniyet krizi’dir…”

İslam dünyasının içinde bulunduğu durumu bir ‘Medeniyet krizi’ olarak ifade eden ve Kuran’da geçen Hadid Suresine atıfta bulunan Başkan Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü;

Kuran-ı Kerim’de ‘Hadid’ adında bir sure yer almaktadır. ‘Hadid’ ‘demir’ anlamına gelmektedir. Surede kitap, terazi ve demir Allah tarafından Peygamberler ile birlikte gönderilen en büyük üç nimet olarak belirtilmektedir. Bu üç şeyden Kuran-ı Kerim’de birlikte bahsedilmesi de içinde bulunduğumuz medeniyet krizini açıklama bağlamında anlamlıdır. Çünkü mizan yani adalet yoksa Kitap güce dönüşür ve insanları öldürmek için bir araç haline gelir. Kitap yoksa güç dengeyi belirleyen yegâne unsur haline gelir. Adaletin gücü yerine gücün adaleti hüküm sürer. Öte yandan, güç yoksa Kitap teorilerden oluşan bir metne dönüşür ve dengesi kalmaz. İşin doğrusu biz Müslümanlar Kitabı tutmaktayız. Dengeyi kaybettiğimiz için de güç Kitabı ezmektedir. Dahası, güç de kendi mamulümüz değildir. Kitabı başkalarının elimize verdiği güçle çiğneyip dengeyi yok ediyoruz. Çözüm ise her şeyden önce mizanı yani adaleti ayakta tutmaktır. Kendimizle, Rabbimizle, diğerleriyle ve bütün kâinatla iyi ilişkiler kurmaktır. Bu ilişkileri kurarken kitabın ilim ve irfan yolundan sapmamaktır. Ve demire yani güce tüm bunlardan sonra erişmektir. Çözüm, kendimizi gücün ahlakına değil ahlakın gücüne adamaktan geçmektedir.

“İslam dünyasında yeniden barışı ve emanı sağlamalıyız…”

Bizler geçmişten bugüne aynı medeniyet havzasında birlikte var olmuş toplulukların mensuplarıyız. Modern zamanlara kadar huzur, sükûn, emniyet, barış ve kardeşlik diyarı olmuş toprakların çocuklarıyız. Tarihin yeniden şekillendiği ve ortak aklın harekete geçmesine en çok ihtiyaç duyduğumuz bu süreçte, uyanmak, uyandırmak, temkinli olmak ve inisiyatif almak zorundayız. “İslâm dünyasında neler oluyor?” sorusuna her zamankinden daha derin cevaplar üretmek, yaralarımızı sarmak, yeni yaralar açılmaması için önlem almak durumundayız. Öncelikli olarak yapmamız gereken iş, yeniden barışı ve emanı sağlamaktır. Geleceğimizi güvence altına almak adına atılacak en önemli adım, eğitim sistemimizi ve dini eğitimi üstlenen dini mekanizmaları ve kurumları gözden geçirmektir.

“Bir damla insan kanı milyonlarca varil petrolden çok daha değerlidir…”

Bugün bizler, İslâm coğrafyasını yeniden barış ve kardeşlik yurdu haline getirmek için çalışmalıyız. Bizler, kan ve gözyaşını dindirmek, nesillerin yok olmasını engellemek, coğrafyamızdaki maddi-manevi zenginliklerin korunmasını sağlamak için çaba sarf etmeliyiz. Bizler, bir damla insan kanının milyonlarca varil petrolden çok daha değerli olduğunu bütün dünyaya anlatabilmeliyiz.

İftar programına, Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız da katıldı.